Obama, ABD seçimleri ve toplumu hakkında bilgi veren keyifli ve uzun bir yazı.

Fred Pope’un tek yapmak istediği Trinity United Church of Christ kilisesinin sabah 11 ayinine yetişmekti. Bunun yerine, yaklaşık olarak yirmi yıl devam ettikten sonra Senatör Barack Obama’nın South Side Kilisesi’nden ayrılma kararına nasıl tepki verdiğini öğrenmek isteyen muhabirlerin soru bombardımanına tutuldu. Sol elinde bir İncil tutarak 95. cadde boyunca yekpare kahverengi ibadethaneye doğru yürürken “Bu tamamen kişisel bir karar,” dedi basitçe Pope. Sonra, Pope durdu, açık gökyüzüne baktı ve ekledi, “Eğer Tanrı’ya inanmaktan vazgeçtiyse üzülürüm.”

Pope’un, Obama’nın açıklaması ile ilgili cümlesi diğer birçok Trinity Kilise cemaati üyesinin ifade etmek istediklerinden fazlaydı. Obama önde giden başkan adayı olduğundan ve YouTube’da Trinity Kilisesinin uzun süredir pastörü olan Jeremiah A. Wright Jr’ın yayınlanan vaaz videolarından sonra Kilise bu yılın büyük bir bölümünde yoğun bir kontrol uygulamıştı.

Bombalama tehditleri olmuştu. Muhabirler biraz ileri giderek Trinity Kilise cemaati üyelerini ölüme terk edilen hastalar olarak tanımlamıştı. Dolayısıyla birçok cemaat üyesinin – genellikle ellerini kaldırarak, “Buraya gelmeyin” dercesine, muhabirleri kendilerinde uzak tutması anlaşılabilirdir. Sıradan bir Pazar günü, onsekiz yaşında bol kesim siyah kot, beyaz tişört giyinmiş ve gövdesine çaprazlamasına siyah bir çanta asılmış bir adam 95. cadde üzerindeki kilise önünde toplanan gazeteci grubuna şunları söyledi: “Burada bir aile var ve bu ilgi aileyi parçalar ayırıyor.” Bir muhabir adama ismini ve ne zamandan beri Trinity Kilise cemaatine üye olduğunu sorunca aldığı yanıt şu oldu: “Ben sadece uğramıştım.” Hemen sonra 50 yaş civarında bir adam –sonradan bir Trinity gönüllü papaz yardımcısı olduğu belirlendi- simsiyah giysi içinde öne çıkıp kameraların önünde bağırdı “Siz ne halt ettiğinizi sanıyorsunuz? Üyemiz değilsiniz ve ne çektiğimizi bilmiyorsunuz.”

Kilisenin içinde Wright’ın halefi, Rahip Otis Moss III, sabah vaazlarında doğrudan Obama konusu hakkında konuşmadı. Gerçekten de Obama konusunda yaptığı tek doğrudan atıf sunaktaki duaya yaptığı çağrı sırasında oldu: “Her Hıristiyan bizim cemaatimizin bir üyesidir. Bizim ile fiziksel olarak birlikte olsalar ya da olmasalar da-onlar cemaatimizin bir parçasıdır.”

Sonuç olarak Obama, Trinity Kilisesinin ailesi üzerinde etkili olmasına izin vermenin- aynı zamanda kendisinin bu kilise ile bağının başkan adaylığı sürecine yaptığı etkiler kadar- kendisinin cemaat üyeliğinden ayrılmasında anahtar olduğunu iddia etti. Tüm bu olanlardan sonra Obama’nın Demokrat Parti başkan adayı olmasının kıyısına kadar gelecek şekilde şaşırtıcı çıkışı onun ibadet ettiği yer üzerine tüm güçlü ışıldakların çevrilmesine yol açtı. Trinity Kilisesinin yaklaşık 8500 üyesi onu Chicago’daki cemaatler arasında en büyükler arasına sokmaktadır –çoğunluğunu beyaz Protestanların oluşturduğu United Church of Christ Kilisesi içindekilerin ise en büyüğüdür. Wright 1972’de Trinity Kilisesinin liderliğini üstlendiğinde sadece 90 üyesi vardı. Kiliseyi, 1960’ların sonlarında Siyah Güç Hareketi ve İslam Milleti’ne karşı – her ikisi de bir kişinin hem siyah hem de Hıristiyan olup olamayacağını sorguluyordu- gelişen Siyah Özgürleşme Teolojisi’ne doğru yöneltti.

Bu sene başında Wright, PBS’den Bill Moyers’e şunları söylemişti: “1960’ları yaşayan siyahlar artık siyah oldukları için utanmıyorlar ve Hıristiyan oldukları için özür dilemiyorlar. Çünkü Afro-Amerikan topluluğundan birçok insan bize, beyaz adamın dininden; Hıristiyan olduğumuz için kızıyordu.”

Karizmatik liderliği ve taviz vermeyen (bazen asabileşen) retoriği ile Wright şehrin büyüyen siyah orta sınıfı ile sağlam bir bağ kurdu. İçlerinden biri; genç, pek bilinmeyen bir grup organizatörü olan Barack Obama adında bir adam, 1980’lerin ortalarında hem kendine manevi bir ev olacak hem de Chicago’nun siyah politik elitine girmek için kullanışlı bir kapı olacak Trinity Kilisesine katıldı. Obama zaman içinde Wright’ı bir çeşit baba figürü olarak görme noktasına geldi. Wright, Obama’nın Michelle Robinson ile evlenmesini kutsadı, çiftin çocuklarını vaftiz etti ve hatta çok satan anı kitabının adını buldu: Umudun Atağı.

Ancak kampanyanın istim üstünde olduğu sırada Wright, ülkenin ilk Afro-Amerikalı başkanı olmayı uman adam için fazla bir sorumluluk olmaya başladı. Wright’ın “Tanrı Amerika’nın belasını versin!” ifadeli açıklamaları ve 9/11’i “Amerikalı tavukların… Eve tünemek için gelmeleri” davasına benzetmesi şiddetle eleştirildi. Obama’nın çok beğenilen Amerika’daki ırkçılık konusunda yaptığı Mart konuşmasına kısmen YouTube’da yer alan bu videolar neden olmuştu. Philadelphia konuşmasını takiben Obama Trinity Kilisesi’ne bir daha asla uğramadı ve bundan dolayı cemaatin birçok üyesi de Kilisenin sonunun geleceğini düşünüyor.

Belli bir oranda bu oldu. Obama, ciddi olarak bunun ötesinde, sadece kendini Trinity Kilisesi’nden derhal ve tamamen ayırdığı için değil, siyahların büyük bir kısmından övgü aldı. Sonra sırasıyla Wright’ın Nisan konuşması ve İslam Milleti cemaati lideri Louis Farrakhan’ı savunduğu ve ABD hükümetini siyahlara AIDS bulaştırmakla suçladığı Washington’da National Press Club’da (Ulusal Basın Kulübü’nde) sorulu cevaplı bir toplantı yapıldı. Obama gene kendisi ve Wright arasına bir mesafe koydu. Ancak Trinity kilisesinin kontrolü sadece yoğunlaştı. Trinity Kilisesi’nde muhalif Chicago’lu beyaz bir rahip olan Michael Pfleger’in 25 Mayıs’ta yaptığı, Senatör Hillary Clinton’ı başkanlık için Demokrat partiden aday olmak için kendini imtiyazlı gören bir beyaz elitist olarak niteleyen konuşma sonrasında Obama’nın temiz bir ayrılık yapmak zorunda kalması için ortada sadece bir zamanlama sorunu kalmış gibi görünüyordu.

Cuma günü Obama ve eşi, Michelle, Trinity Kilisesi’nin yeni pastörü Moss’a Kilise’den ayrıldıklarını açıklayan kararlarını içeren bir mektup yazdılar. Cumartesi günü Aberdeen’de, Güney Dakota, muhabirlerle yapılan sorulu cevaplı bir toplantıda Senatör Obama, Wright’ın NPC’de söylediklerinin ışığında kendisi ve eşinin Trinity Kilisesi ile ilişkilerini nasıl düzenleyecekleri konusunda rehberlik etmesi için Tanrı’ya dua ettiklerini açıkladı. Obama muhabirlere “Başkanlık yarışı içinde bu Kiliseye üyeliklerini devam ettirmenin çok zor olacağını” düşündüğünü söyleyip şöyle devam etti: “Rahip Pfleger’ın konuşmasından sonra Kilise’de söylenen her söze bir yanıt vermek zorunda olmadığımız kararına vardık. Başka bir açıdan da bir kilisenin başkanlık seçimlerinde malzeme olmasını istemiyoruz.”

Obama ailesinin Kasım genel seçimleri sonuçlanana kadar ailesinin başka bir kiliseye de katılmayacağını söyledi. O, bir politik aday için saf inanç temellerine dayanan bir cemaat yerine siyasi temelleri olan bir cemaati seçme zorunluluğu hissetmesini bir parça samimiyetsiz bulur gibi de gözüktü. Çoğunluğu siyah olan bir kiliseye katılmayı mı tercih etmeliydi; kilise kürsüsünden sarf edileceklerin, Amerikan siyah kilise deneyimine ait ince ayrımlara, farklılıklara – ve özellikle sert ifadelere aşina olmayan insanları gene şok edeceği yüksek bir olasılıktı. Obama Cumartesi günü şunu söyledi: “Bu konu hakkında kültürel ve biçimsel bir farklılığın etkili olduğunu düşünüyorum.” “Tam olarak bunun nasıl olduğunu ifade edemiyorum… Ancak içinde bulunmaktan rahatsızlık duymayacağımız ve bizim düşünce ve değerlerimizi yansıtan bir kiliseyi bulabileceğimizden eminim.”

Tüm olup biten birçok Trinity Kilise cemaat üyesini şaşkınlığa uğratmış durumda ancak bazıları için gelinen nokta çok da şaşırtıcı değildi. Dwight N. Hopkins, Chicago Üniversitesi İlahiyat Okulu’nda Siyah Özgürleşme Teolojisi hakkında bir otorite, aynı zamanda eski bir Trinity Kilise cemaati üyesi, Pfleger’in yorumlarının yer aldığı videoyu izlerken şunları söylüyordu: “Bunun bir başkanlık seçimi ve Senatör Obama’nın kilise üyesi olmasından dolayı bu tip bir kopuşun olacağını düşünmüştüm. Bunun gerçek doğasını bilmiyordum.” Obama’nın ayrılışının ertesinde şunları ekliyordu: “İnsanlar üzgün ve şaşkın – bazıları da azıcık kızgın olabilir.”

Wright’ın bugün resmileşen emekliliği yıllar öncesinden planlanmış bir olay. Yüksek bir olasılıkla Obamalar Moss’da kendilerine daha yakın bir kafa yapısı bulmuş olabilirler. Moss 37 yaşında Morehouse ve Yale mezunu. Konuşma tarzı ipeksi bir yumuşaklığa sahip; 66 yaşındaki Wright’ın ki gibi açıkça siyasi değil. Ancak onun performansı daha düşük değil: Vaaz verirken sözlerine güç katmak için bir elini hareket ettirecek şekilde mikrofonu diğer eline atarak tutuyor.

Moss’un Pazar sabahı vaazı kilisenin kendi işine yoğunlaşmak ve geçmiş ayların çalkantılarından uzaklaşmak için çok çaba harcadığını hissettiriyordu. Üyelerin bazıları hemfikir olmuş gibiydi. Chicago Üniversitesi profesörü Hopkins şunları söylüyordu: “Cemaat o büyük tartışmaya dâhil olmadı – bu sadece bir oyalama. Bizim İncil Okuma kurslarımız devam ediyor. Tüm bu olup bitenlerin bizim rahiplerimizin çalışmasına veya siyah kolejlere verdiğimiz burslara bir etki olmayacak.”

1 Haziran 2008

http://www.time.com/time/nation/article/0,8599,1811069,00.html